1 Ocak 2018 Pazartesi

ah şu rico'nun itlikleri

rico'dan daha evvel muhakkak bahsetmişimdir. (yalan yok, kendim bile anımsamıyorum, arşivi karıştırmam lazım net konuşabilmek için.) hani barınaktan tam dört yıl evvel evlat edindiğim sıpa. 

evet ya 15 ocak'ta tam tamına dört yılımızı devirmiş olacağız birlikte. aldığımda bir ya da bir buçuk yaşında diye tahmin ediliyordu. yani beyimiz, beş yaşında diyelim. 

inanılmaz bir kerata. aslında tam filmlik adam.
müthiş uysal, söz dinleyen, edilgen görüntüsü altında tam bir haylaz. hani saman altından su yürüten cinsinden. 

evde kanapeye izinsiz asla çıkılmaz. benno, ki hastalığından beri çok iltimas geçiyorum ona, (işte itiraf da ettim), hep çıkar kanapeye, ama asla izinsiz patisini dahi atmaz, ister evde olayım, isterse olmayayım. 
ama bu rico haytası, ben evden çıktığım anda yayıla yayıla kanapeye uzanır, horul horul saatlere mışıldar. 

geldiğinden beri konuşmayı da öğrendi! elbette kendince konuşuyor, mama saati geciktiyse ya da dışarı çıkma vakti geldiyse, homur homur homurdanıyor. hatta mama verirken sözcük söylemeyi bile öğrendi! biraz uluma ve homurdanma karşımı bir "mama" diyor ki, evlere şenlik. yakında meydanlarda politik konuşmalar da yapar bu. başımızı derde sokmasa bari...  yok, biz en iyisi mama kelimesinde kalalım. güzel bir video çekimini becerebilirsem, buraya da paylaşrım elbette. 

ama asıl anlatmak istediğim, rico'nun sıpalığı yüzünden, zavallı hasta bennocuğun dayak yemesi. evet ya, bas bayağı dayak yiyor bennocuk. 
bir kaç ay önce benno yedi dayağı, bu sabah da hem benno, hem ben! 

sahildeki parkta neredeyse her gün bir araya geldiğimiz köpek sahipleri var. rico başlarda çok zorlandı, köpekler çok kalabalık olunca tedirgin oluyordu. barınak travması sanırım. korkusundan da başka köpeklere atarlanıyor. hele tanımadığı köpekse, ya da bir türlü ısınamadığı.

aralarında bir labrador var, adı lokum. 
geçen sene bebekken rico paşa bir kaç kez kızın üzerine yürüdü, korkutmaya çalıştı. 
tabii geçen senenin bebek labradoru şimdi kocaman güçlü bir kıza dönüştü ve asıl şimdi o rico'ya postayı koyar oldu. oh olsun, hakkediyor eşek rico diyeceğim. kıçını kıçını dişlesin lokum kızımız, umurumda değil diyeceğim. ama diyemiyorum. nasıl diyeyim? olan benno'yla bana oluyor zira.



şimdi rico'ya kızar mısın ne yaparsın?  

bu sabah da benzeri oldu. 

yine benno bankta yanımda oturuyor, rico aşağıda, lokum'un sahibi ihsan abimiz yanımda, lokum da bir yerlerde geziniyor.


derken başka bir köpek saihibi, jazz ve bücür'ün anneleri gülhan abla geldi. 
konumuzla ilgisi yok, ama jazz biraz obur .bir beagledir kendileri. 

neyse, bu jazz yavrusu bize yaklaşacak oluyor, rico tam atarlanıyor, o anda yanımıza gelen lokum "sen yine kime atarlanıyorsun, hergele!" minvalinde hanımağa edasıyla tam dalacak rico'ya... rico'nun patileri armut mu topluyor, tabii gördü darı, yine vın!

ve yine ilk olayda olduğu gibi, bu kez de lokum, hemen yakındaki benno'ya dalıyor. bu sefer bayağı bir debeleniyoruz, ben benno'yla lokum arasına girmeye, benno'yu kurtamaya çalışıyorum, lokum altımdan üstümden bir şekilde yılan gibi kıvrılıp benno'yu tepelemeyi beceriyor. sonunda benno'yu kucaklamayı becereiyorum, ama bu sefer de ben kaval kemiğime lokumun taş kafasını yiyorum. 

köpek bakanlar bilir, bu canların en sağlam yerleri kafa ve göğüsleridir. kafaylarıyla duvara toslasa gıkı çıkmaz, ama patisinin kenarına kazara bas, yaygarayı koparır. kafaları ne kadar sağlamsa, patileri o kadar naziktir. 

oyyy, şöyle acıdan bir an yüzüm buruşuyor. 

ama kendimi umursamayıp hemen benno'nun boynunu, sırtını, diş izlerine kontrol ediyorum. neyse ki kanatmamış. 
ihsan abi de ardımdan, "lokum ısırmaz, merak etme" diye güya beni teselli ediyor. 
nasıl ısırmaz ihsan abi, basbayağı dişledi çocuğu! 
diyemiyorum tabii. 
ihsan abi büyüğümüzdür. ısırmaz diyorsa, ısırmamıştır lokum. ben yanlış görmüşümdür. 

neyse, ortam sakinleşiyor. 
gülhan abla kaçıyor yanımızdan. 

benno da bozulmuş  bir şekilde bir lokum'a bakıyor, bir de "niye hala duruyoruz" dercesine bana bakıyor. 
tamam balım hadi gidelim.
rico geri geliyor, bir fırça kayıyorum önce ona. "hep senin yüzünden!"

ve yeni yılın ilk sabahı, birmiz ortalığı karıştırmış, diğer ikimiz dayak yemiş bir halde kös kös eve geliyoruz.

ah, şu rico!